Kullanıcı Adı   Şifre          Şifremi unuttum!     Kullanıcı adımı unuttum!     Kayıt ol
Çarşamba, 30 Mayıs 2012
Home Röportajlar "Lütfen artık negatif enerji vermeyin"
"Lütfen artık negatif enerji vermeyin" Yazdır e-Posta

Röportaj / ELIF KORAP..20 subat 2005

Eurovision`da, `Rimi Rimi Ley`le Türkiye`yi temsil edecek olan Gülseren, `Ben ülkemi tanıtacağım, bir güneş doğdu diye sevinirken saçma sapan şeyler söylediler. 

 

 

 

ELİF KORAP

Onun son yıllarda en çok tartışılan Eurovision şarkısı olduğunu kabul etmeliyiz! `Rimi Rimi Ley ` kazanır mı? Torpilli mi? Çalıntı mı? Gülseren de kim? Onu kim tanıyor? Bütün bu sorular ve diğer tartışmalar arasında Fransa `ya dönmek üzere olan Gülseren `i yakalayıp konuşmak zor oldu.

Gülseren bilindiği üzere bizi bu yıl Eurovision `da temsil edecek şarkımız `Rimi Rimi Ley `in solisti. Fransa `da yaşayan genç bir müzisyen. Şarkı müzik otoriteleri tarafından beğenilmeyince haliyle genç kadın da eleştirilerden nasibini aldı. Kimi dansını beğenmedi, kimi `Tanımıyoruz ` dedi. Biz de üzerimize düşen görevi yaptık! Eurovision `da Türkiye `yi temsil edecek Gülseren `e hem kim olduğunu sorduk hem de tartışmaları... O gece tumba çalarak kendisine eşlik edecek olan Kolombiyalı müzisyen kocası Lois Gomez de zaman zaman sohbetimize katıldı. Gülseren `le Ankara `da buluştuk. Ne de olsa Türkiye `deki kısacık zamanını TRT `de toplantılarla geçiriyordu. Ne kadar belli etmemeye çalışsa da eleştirilerden moralinin bozulduğu belliydi. Zaten o da bir gün sonra Fransa `ya döneceğini ve yarışmaya kadar bu haberlere kulaklarını tıkayıp şarkısına konsantre olacağını söylüyordu... Ne kadar eleştirilse de tabii ki kalbimiz onunla... Eurovision `la ilgili ilk anınız, ilk görüntü?

Bütün aile, komşular filan bir araya gelmişiz , TV `nin karşısındayız. Televizyonda bir orkestra şefi var. Deliler gibi hareketler yapıyor. Türkiye `nin şarkısı bu. Hemen bayrakları çıkarıyoruz. Bir de Ajda Pekkan `Petrol`ü söylüyor. Evde maç havası var. Futbol maçı izler gibi tezahüratlar... Darbukalar elimizde, hep birlikte coşuyoruz. Aklınızda var mı o zamanlar yarışmaya katılmak?

O zamanlar yok ama birkaç yıl önce yakın bir arkadaşım Fransa adına yarışınca `Ben niye Türkiye `yi temsil etmiyorum ?` diye düşünüyordum. Ama benim katılmam kendi başvurumla olmadı. Nasıl oldu?

İstanbul `dan gelip beni aldılar!

Nasıl yani?

Besteci Erdinç Tunç benim Fransa `daki çalışmalarımı duymuş, sesimi dinlemiş. Beni arıyor. `Bir bestem var, Eurovision `a katılmak ister misin?` diyor. O kadar heyecanlanıyorum ki telefonu eşime veriyorum. `Bir dakika! Eurovision hoş da bana önce bir parçayı dinletin. Buna Eurovision olduğu için değil, parça iyiyse, inanırsam katılırım` diyorum. Bana önce telefonda dinletiyor. Kuvvetli bir parça. Tekerleme kuvvetli. Ben Sezen Aksu `nun `Şinanay ` parçasını tüm Fransızlara dinletebiliyorum. Bu da bana öyle geliyor. Uzlaşıyoruz. Zaten gerisini biliyorsunuz. 135 şarkı arasından ilk yediye giriyoruz. Sonra da birincilik geliyor.

Jüride pek çok saygın insan var, hepsi mi torpil yapacak?`

Siz bu şarkıyı beğendiniz mi? Yoksa sizin şanssızlığınız olduğunu düşünüyor musunuz?

İki yerini beğendim. Bir nakaratını beğendim. Bir de melodinin şu bölümünü... (mırıldanıyor) Bu şarkıyı bir şans olarak görüyorum. Bu şarkı torpilli mi?

Böyle bir şeyin mümkün olacağına inanmıyorum. Sonuçta çok kalabalık bir jüri vardı ve bu jürideki insanların hepsi TRT `den değil. İzzet Öz , Garo Mafyan gibi çok saygın isimler var. Hangi biri torpil yapacak ki? Hepsi mi yapacak? Sonuçta besteci ben değilim ama böyle bir şeyin mümkün olduğuna inanmıyorum. Lois Gomez (Gülseren `in kocası): Ben Kolombiya `yı tanıtacaktım. Bir sürü torpilim vardı ama beni istemediler! (Gülüyoruz) Müzik otoriteleri `Bu şarkı kazanamaz` diyor...

Parça için çok şey söylendi. Bunlara katılmıyorum. Bu parçayla çok güzel şeyler olabilir. Bu şarkıya inanıyorum. Bu kadar yolu kaybetmek için gelmedik. Ben orada performansımı gösterdim. Şov yaptım ve birinci oldum. `Avrupa beni zaten tanıyor, bu yarışmayla dünya tanıyacak`

Siz duyduklarımızdan daha fazla ciddiye almamız gereken biri misiniz?

Beni tanımadıkları için olumsuz bazı sözler oldu. Önce tanısalar görecekler zaten. 2001 yılında `Gülseren ` diye bir albüm çıkardım Fransa `da. Çıkarır çıkarmaz Fransızlar çok büyük ilgi gösterdi. Fransa `nın en ünlü müzik ve kitap mağazaları zinciri olan FNAC tarafından bir numara seçildim. 2001 yılının en iyi `Self production` albümü listesinde birinci oldum. Albümdeki şarkıların hepsi Türkçeydi . Belki burada bunlar pek bilinmiyor. `Gülseren `i kimse tanımıyor ` diyenlere ne söylemek istersiniz?

Avrupa `da tanınmış bir insanım. Ama bundan sonra bütün dünya tanıyacak. En çok neyinize güveniyorsunuz?

Kişiliğime ve müziğime. Sahne benim evim. Küçüklüğümden beri sahnedeyim. Onu iyi kullabildiğimi düşünüyorum. Lois Gomez : Buna ben yanıt vereyim. Tabii Gülseren benim karım . Ama objektif olacağım. Ben de bir müzisyenim. Onun komple bir sanatçı olduğunu düşünüyorum. O aynı zamanda bir müzisyen, aynı zamanda canlı performansı çok iyi olan bir şarkıcı, aynı zamanda çok iyi bir dansçı, aynı zamanda yaratıcı, besteleri olan biri, çok iyi bir şarkı söyleme tekniği var. Bütün bunların birlikte olması onun en büyük farkı bence. O söyleyecek sözü olan biri. Herkes onun yeni Türkiye `nin yüzü olmasını bekliyor. Biliyorsunuz Fransa `da Türkler çok iyi tanınmıyor. Gülseren Türkiye `nin genç, açık, modern yüzünü gösterecek bence. Sertab Erener de şarkıyı beğenmediğini söyledi.

Ne diyorsunuz?

Böyle bir şey söylediğine inanmıyorum. Saygı duyuyorum. Kim ne derse desin biz kazanmaya gidiyoruz. Tabii ki konuşanlar olacak. Sertab Erener `i çok beğeniyorum. Mükemmel bir sanatçı. Lois Gomez : Hepimiz aynı şeyi istiyoruz: Türkiye `nin kazanmasını. Bütün enerjimizi buna vermeliyiz. Kimse başarının formülünü bilmiyor. Başarılı şarkının bir formülü var mıdır? İçine şunu, şunu koyarsan başarılı olur diye bir şey var mı? Olsaydı hayat sürprizlerle dolu olmazdı . O formüle uygun bir şarkı yazardınız ve başarılı olurdu. Ama hayat sürprizlerle dolu. Başarının tek formülü kalpten inanmak. n

`Babam İstanbul `un en ünlü aşçılarından biriydi, Türk mutfağını tanıtması için Fransa `ya çağırdılar`

Siz nereye aitsiniz?

Nereye aidim? Hmmm . Bana `Babanı mı seçersin anneni mi?` diye sorsanız, `İkisini de ayırt edemem` derim. Fransa ve Türkiye de benim için öyle. Hem Türk hem Fransız kadınıyım. Biri kökenim. Biri de büyüdüğüm, yaşadığım ülke. Ama buna rağmen biz hep bir nostalji içinde yaşadık. Türkiye `ye bir daha dönülecek mi? Kalınacak mı? Paris benim için çok zordu başlarda.

Fransa `ya niye gittiniz?

Babam İstanbul `da tanınmış bir aşçıydı. 1980`li yıllarda annem ve babam Türk mutfağını tanıtmaları için Paris `e çağrılıyor. Büyükelçi filan davet ediyor. Onlar da gidip Paris `te bir Türk lokantası açıyorlar. Ben o zaman 7-8 yaşımdayım. Sağır ve dilsizim. Hiç kimse konuştuğum dili anlamıyor. Zordu. Tam olarak Fransızca konuşmaya başladığımda ortaokula gidiyordum. Aşçı ailenin küçük kızı nasıl oluyor da müzisyen oluyor?

Oluyor işte. Annemin evde hep ettiği bir laf var: `Biz kapı gıcırtısına göbek atan insanlarız.` Onu bir de Romanlar söyler galiba, değil mi?

Darbuka ve ziller hep evin bir köşesinde duruyor. Misafirperveriz de. Bir misafir gelsin hemen müzik, dans... Ben hep böyle bir ortamda büyüyorum. Küçük bir darbukam var evde. Ben de onu çalıyorum. Ama konservatuvara gitmemin bununla ilgisi yok.

`Geçen hafta gördüğünüz provaydı, asıl yarışmada herkesi çok şaşırtacağım`

Size karşı yapılan eleştirilere ne yanıt vereceksiniz?

Ben herkesten pozitif enerji bekliyorum. Lütfen artık negatif enerji vermeyin . Saçma sapan, hiç yerinde olmayan şeyler söylendi. Moralim tabii ki bozuldu. Ben ne kadar çok sevindim; Türkiye `mi tanıtacağım, benim için yeni bir kapı açılıyor diye. Bu fırsattan yararlanarak çok güzel şeyler yapacağım derken, bu güneş doğmuşken eleştiriler beni üzdü. `Siz kimsiniz? Size kim torpil yaptı, jüride kimle görüşüyordunuz?` dediler. Ben kimseyi tanımıyordum ki! Saçma sapan sorular soruldu. Artık insanlar güzel enerjiler versin bize.

Siz bu yarışmaya daha çok kendinizi mi, ülkenizi mi düşünerek giriyorsunuz?

Benim için çok güzel bir kapı açılıyor. Bu benim için büyük bir şans. Farkındayım. Bütün dünya beni tanıyacak. Bütün güzel enerjileri alıp sahneye çıktığımda `vav!` dedirtmek istiyorum. Ne yapacaksınız ve biz şaşıracağız?

Sizin televizyonda gördüğünüz provaydı. Siz bunu böyle düşünün. O gece izleyeceğiniz bu değil. Herkesi çok şaşırtacağım. Muhteşem bir gösteri olacak. Şimdilik söylemiyorum. Sürpriz. Şu an bir ekip kuruluyor. Ve ne yapacağımızı konuşuyoruz. Benim gösterilerimde darbuka ve dans mutlaka vardır. Bunda da olacak. Ama büyüleyeceğiz.

Sandal gezisinde keşfedildi

`Konservatuvarın müziğe başlamamla bir ilgisi yok` diyorsunuz. Müzisyen olmanızın neyle ilgisi var?

Tamamen tesadüf. 13-14 yaşlarındayım. Kolejdeyken bir okul gezisine gidiyorum. Bir piknik yani! Sandal gezintisi yapıyoruz. Ben televizyondan duyduğum bir şarkıyı söylüyorum sandalda! Bu arada benim şarkı sandığım şey aslında bir arya. Mozart `ın `Gece Kraliçesi `! Diğer bütün sandallar bizimkinin etrafında toplanıyor ve herkes hayranlıkla beni dinlemeye başlıyor. Öğretmenim beni karşısına alıyor: `Ne söylediğini biliyor musun? Konservatuvara gireceksin, bana söz ver` diyor. İlk defa aklıma bu fikri o sokuyor. Gerçekten de konservatuvar sınavına giriyorum.

Sonra?

Ama ilkinde kazanamıyorum! Çünkü herkesin yıllarca hazırlandığı konservatuvar sınavına ben repertuvarım bile olmadan paldır küldür giriyorum. 7-8 kişilik bir jüri var. Söylemeye başlıyorum ama uyarı geliyor: `Lütfen vakit kaybetmeyelim. Siz bir şey hazırlamamışsınız.` Büyük bir hayal kırıklığı... Ama öğreniyorum ki ikinci bir sınav var. İki gün içinde hemen bir şeyler ezberliyorum. İçeri giriyorum ve `Biliyorum, hazırlıksız insanları almıyorsunuz. Ama lütfen birkaç dakikanızı bana ayırın. Benim için çok önemli` diyorum. `Gece Kraliçesi `ni söylüyorum. İçlerinden biri `Bunu kimse istemiyorsa, ben dersime alacağım` diyor ve ben konservatuvarın lirik şan bölümüne giriyorum. Böylece de müzisyenliğe ilk adımımı atıyorum

 

 

 

SAYIN ZiYARETCiMiZ,
HABERLERiMiZE YORUM YAZABiLMEK iCiN SiTEMiZE ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDiR.
iLK SAYFADAKi "KAYIT OL" BÖLÜMÜNE TIKLAYARAK ÜYE OLABiLIR SiTEMiZIN HER TÜRLÜ iCERiGiNE YORUM YAPABiLIRSiNiZ.
SAYGILARIMIZLA

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.