| Gülseren ile özel röportaj |
|
|
2005’te Türkiye’yi Eurovision’da temsil eden Gülseren Yıldırım Gomez ile, Eurovision 2009 ve özel yaşamı ile ilgili sohbet ettik. Eurovision 2009’u izlediniz mi? Evet, Ailece baktık. Çok güzel şeyler vardı.
Eurovision 2009’da en beğendiğiniz şarkılar hangileriydi? Azerbaycan ve Ermenistan’ı çok sevdim. Başka hatırlamıyorum. Hadise’yi nasıl buldunuz? Hadise birçokları gibi beni de şaşırttı. O kadar ilgi ve sponsor desteğinden sonra daha güzel olmalıydı . “Düm Tek Tek” güzeldi ve 4. oldu. Promosyon ve PR çalışmaları iyiydi. Şarkı ve “Hadise”cok iyi pazarlandı. Hadise’nin ailesini dahi medya’da gösterdiler. Benim ailemi, nereden geliyoruz bunlar sorgulanmadı bile. ![]() ![]() Peki, Kıyafet ve Show? Bu imkânlarla müthiş bir şey bekliyordum. Hayal kırıklığına uğradım. Hadise, modern görüntüsü altında çok basit ve oryantal bir imaj verdi. Show çok kotuydu. Keografi diye bir sey yoktu. Iki kalca salladi hepsi o. Hadise’nin canlı performansı yoktu. TRT ekranlarındaki gibi söyleyemedi. Ama “Düm Tek Tek” sarki olarak iyiydi. Hadise şansını cok kotu harcadı veya iyi değerlendiremedi. Ülkem ve onun adına çok üzüldüm. Beni “Şişman” diye eleştirenler; Hadise’nin kilolarını görmezden geldiler. Benim için “bu kalçalarla olmaz” demişlerdi. Hadise’nin kalçalarıyla bu kadar oldu işte. Neyse ki sarki guzeldi de kurtardi. 2005’te benim kalçalarımı dahi ölçtüler. O dönem kendimi insanlıktan çıkmış hissettim.Ben çok merak ediyorum. “Hadise’nin o gece kalça ölçüleri neydi acaba?”. O gece görmediniz mi? Kalçaları çok büyük gözüküyordu! O dönem siz kaç bedendiniz gerçekten? Eurovision’a gittiğimde 50 kiloydum ve 36 beden giyiniyordum. Görenler bana “nasıl zayıfladın?” diye soruyorlar. Hâlbuki ben her zaman 36 bedendim. Bu sene stres yüzünden 5 kilo aldım ve 38 bedene çıktım. Hadise Eurovision için özel görevlendirilen bir sanatçı oldu ve TRT’den özel bütçe aldı. Siz ise Ulusal Final ile seçilmiştiniz? Evet, ona 150.000€ verdiler. Bana ise kötü, abuk sabuk bir şarkı. Ulusal Final’den sonra medya cok üzerime geldi. O konuşulanları ve yalan haberleri hak etmiyordum. Bunun üzerine TRT’ye “Ben Eurovision’a gitmiyorum. Kim giderse gitsin” dedim. Dönemin TRT Genel muduru bana “ Gitmelisin. Arkanda koskoca TRT Kurumu var” dedi. Mecbur bırakıldım. Ama laflardan ve ağır eleştirilerden bıktım. Düşünebiliyor musunuz? TRT beni Eurovision 2005’te Kiev’de yapayalnız bıraktı. Ne makyajima, ne koreografiye ne de giydigîm elbiseye karisabildim! Hic birseyde soz sahibi olamadigim seylerden dolayi da sanki sorumlusu benmisim gibi ben suclandim.Yarışmada giydiğim o abuk sabuk kıyafeti bile bana hatıra olarak vermediler. TRT’ye gittim yalvardım “o kıyafeti bana verin, gerekirse parasını vereyim” dedim. Ama muhatap bile bulamadım. Eğer TRT yetkilileri bu yazılarımı okuyorlarsa onlara yine sesleniyorum “ O kıyafetin bende manevi değeri çok büyük. O kıyafeti hala istiyorum.” Sizi Televizyonlarda ve TRT’nin Eurovision içerikli yayınlarında göremiyoruz? Kimse beni çağırmıyor. Günah keçisi ben oldum. Sanki sarkiyi ben besteledim. Herkes Türkiye’de yaşadığımı biliyor ama programlarına davet etmiyorlar. Bu da beni haliyle üzüyor. Halbuki benim muzik olarak tarzim farkli. Ben pop okumuyorum. Orijinal bir sahne showu sunuyorum. 16 lisanda sarki soyluyorum. Şu an ki çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Gülseren hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. 20 yıldır uluslararası düzeyde Türk bayrağını taşıyan bir sanatçıyım. Avrupa’da belirli bir kitleye performansımla sesimi duyurdum. Ama hala daha kendi ülkeme kendimi ifade edebilmiş değilim. Yeni albümüm hazır. Bu albümü çıkarmak ve Gülseren’in gerek sesini ve sahne Show’unu insanların daha iyi tanımalarını istiyorum. Türkiye konserlerimde beni dinleyen bazı insanlar yanıma gelip “sana haksızlık yapmışız” diyerek benden özür diliyorlar. Ben şöhret delisi değilim. “Sabun köpüğü olmaktansa, su gibi sessizce akmayı tercih ederim” Benim için alın teri önemli. Namusumla paramı kazanıyor olmak önemli. Evliyim ve mutlu bir yaşadım var. Varsın şöhret olmayayım. Benim için huzur ve mutluluk önemli. Arkamda yatırım yapacak kimse yok ki. Kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Benim istediğim doğru menajer ve doğru plak şirketi. Bunları da yavaş yavaş bulmaya başladık. Yeni menajerim Sena Hanımla çalışmaya başladık. İnsanlar benim yarışma sonrası Fransa’ya döndüğümü düşünüyorlar ama 4 yıldır Türkiye’de İstanbul’da yaşıyorum. Grubumla beraber yardim konserlerine katiliyoruz. En son Beyoğlu’ndaki çocuklar için yardım konseri düzenledik ve güzel rakamlar topladık. Gecen sene Fransa'da 3, Kolombiya’da 4, Polonya’da 1 konser düzenledik. Hepsi Türkiye’nin tanıtımı maksatlıydı. ![]() ![]() Bildiğimiz kadarıyla eğitimcisiniz, nasıl gidiyor Öğretmenlik? Evet, bu bizim için yeni bir pencere. Harika bir şey. Bir sürü öğrencim var ve çok mutluyum . Istanbul'sa Çeşitli Fransız okullarında Şan dersi hocasıyım. Çeşitli yaş gruplarında 50’ye yakın öğrencim var. Okulda dersler vererek para kazanmaya ve bu parayla albümümü yapmaya uğraşıyorum. Plak şirketleri bu konuda yardımcı olmuyor maalesef. Son olarak söylemek istedikleriniz? İnternet adresim www.sesprod.com ‘dan hakkımızda bilgi alabilirisiniz. Müzik grubumuz “Kumbya Turka”nın kendi Facebook sayfasından çalışmalarımız hakkında bilgi alabilir ve resimlerimizi görebilirsiniz. Bu samimi ve sıcak röportaj için teşekkür ederiz. Bende teşekkür ederim. Sevgiler. UYARI: BU RÖPORTAJI KAYNAK BELİRTMEDEN KULLANANLAR HAKKINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR! |





Neyse ki sarki guzeldi de kurtardi. 2005’te benim kalçalarımı dahi ölçtüler. O dönem kendimi insanlıktan çıkmış hissettim.
ben suclandim.

Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
Digg
del.icio.us
Windows Live
Blogger
Rain Concert
Yorumlar
Gülseren'ede bundan sonraki iş hayatı için başarılar dilerim umarım istediği gibi gider herşey..