 | Merak ediyorum.Gülseren'in teşekkürü bazı Fanları mahcup edecek mi? |
 | |
Değerli Eurovision Severler
Dünkü haberlerde 2005 Eurovision temsilcimiz Gülseren’in ekibiyle birlikte yarattığı yeni albüm duyuruluyordu. Bu haber onun için çok önemliydi. çünkü, uzun zamandır bu albümü çıkarmayı istedi.
Ancak benim için daha önemli olan Gülseren’in benimle birlikte Eurovision fanlarına yaptığı vefa teşekkürüdür.
Bu davranış insan olarak Gülseren’in ne kadar zarif, hassas ve vefalı olduğunun görüntüsüdür. Gülseren’i 2004 senesinde tanımıştım. O sene Türkiye’de yapılacak bir yarışmada Fransa’yı temsilen bir şarkıcı aranıyordu. Fransa, Türkiye’ye jest yapmak için Türk orijinli sanatçı göndermeyi istemişti. Radyo France organizasyonuyla sanatçılar arandı ve Gülseren’e karar kılındı. Ancak sanatçı Marie Myriam, partnerinin masraflarını organizasyon kabul etmeyince jüri üyesi olmaktan vazgeçti ve gelmedi. Bu durum Gülseren’e de yansıdı ve o da gelemedi. Onun yerine amatör bir genç seçildi. Gülseren bu süreçte bir haksizlik yasamış ve çok üzülmüştü.
Gülseren, Fransa'da kendi çabalarıyla albümler çıkarmış, konserler vermişti. Ama artik Türkiye’de! Ülkesinde de çalışmak ve sesini duyurmak istiyordu.
Paris'in çeşitli mekanlarında çalışmalar yapan bir ekiple beraberdi ve potansiyeli yüksek bir sanatçıydı. On kusur dilin üzerinde şarkı soyluyor ve beş lisan konuşuyordu. Madonna kadar tanınmış değildi belki, ama Paris gecelerinde fark yaratanlardandı. Sohbetinde ve sahnesinde Fransız ve Türk zarafetini hemen fark ettiriyordu. 2005 Eurovision Türkiye elemelerinde TRT tarafından ön eleme jürisine davet edildim. Şarkıların seçiminde görevli onbes jüri üyesinden biriydim. Şarkıları dinledik, ve o günün şartlarında en iyi eserleri belirledik. Ancak eserler vasattı ve şarkılarda veya solistlerinde bir takım değişiklikler yapılması zorunluydu. Secici kurul finale davet edilen bestecileri TRT İstanbul radyosunda toplantıya çağardı ve bu durumu açıkladı. Tüm bestecileri bir telaş aldı. Hepsi en iyiyi yapmak ve en düzgün sanatçıyı bulma peşindeydiler. Jüride yer alan melih Kibar, Garo Mafyan, İzzet Öz gibi değerli üyeler bestecilere sanatçılar önerdi, aracı oldu. Ancak FİNALDE iki şarkısı olan Erdinç Tunç sanatçı bulamamıştı. Mine Koşan'i düşündü ama ona da TRT sıcak bakmamıştı. Zaten ayni şarkıcı bir başka bestecinin bestesiyle on elemeyi geçememişti.
Erdinç Tunç’a Gülseren’i önerdim. Internet sitesinden sanatçıyı inceleyen ve bestelerini dinleyen Erdinç Tunç sanatçıyı davet ederek buluştu; ve anlaştı.
Şarkı “Rimi rimi ley”di ve finalde şansı hiç olmayan bir besteydi. Gülseren şarkıyı dinledi. Beğenmemişti ama televizyon ekranlarında 3 dakikalık görünme şansı olabilirdi. Bu nedenle kabul etti. Erdinç Tunç’un finaldeki diğer eseri daha iddialı ve coşkuluydu ve solisti de o zamanların popstar adaylarından Barış Kömürcüoğlu’ydu. İddiası olmayan bir şarkıyı seslendireceği için Gülseren’le fazla ilgilenilmedi. Gülseren sahneye günlük giysileriyle çıktı.
Türkiye finali için Ankara'ya gidildiğinde tüm sanatçılar ve şarkılar canlı yorumla izleyenlerin karşısındaydı. Türkiye’nin Eurovision fanları da oradaydı. Yarışmacıları tanımaya şarkıları keşfetmeye çalışıyorlardı. İşte orada yaşanılan bir hafta Gülseren’in devleştiği hafta oldu. Gülseren rakiplerinden daha tecrübeliydi. Sahne tecrübesi ve müzik birikimi daha çoktu ve fark ediliyordu. Sahne enerjisi izleyenleri hemen sarmıştı. Ogae Eurovision fanlarıyla çok güzel iletişim kurmuştu.
İLGİNÇTİR (!) HİÇ ŞANSI OLMAYAN "RİMİ RİMİ LEY" BİR ANDA FANLARIN ADAYI OLMUŞTU.
Jüri de bu kızı fark etmişti. Bu farkediş final akşamı da sürdü. - jüri şarkıyı şöyle yorumladı. " Şarki vasat ama solist buradakilerin en iyisi. Şarkıyı biraz değiştirdik mi Eurovision’da is yapar. Yarışmayı kazanamaz ama ortalarda bir derece alır " dendi. Oylamada da on yedi jüri üyesinden 12' sinin oyuyla kazandı.
O sene Ogae Eurovision fanlarının coşkusu ve desteği Gülseren’i çok etkilemişti. Ülkem diye geldiği ülkede yapayalnızken, Fanların sevgisiyle nefes aldı. Huzur buldu.
Bu teşekkür; İşte o desteğe olan vefaydı. Tüm fanlara teşekkür ederek onların unutmadığını veya unutamadığını gösterdi.
Tüm Türkiye sadece şarkı için o kıza hakaretler yağdırırken o, alışık olmadığı bu agresif kültürün altında ezildi. Yalnızdı. Yalnızların yalnızıydı. Etrafında kimse yoktu.
O Eurovision fanlarına sığındı, dost edindi. Onlara evini açtı. Sırlarını paylaştı. Kendince yapmaya çalıştığı müzikleri dinletti.
İşte o fanların bazıları (!) Gülseren’le evinde farklı! dışarıda farklı konuştu. Bu yetmezmiş gibi ait olduğu forumlara farklı yazdı. Yeri geldi Gülseren’le alay etti. Onlar elbette biliyor kendini. Benimde bildiğim gibi. Ben sadece bu teşekkürün bazı fanlarda yaratacağı (?) mahcubiyeti merak ediyorum. Acaba yüzleri kızaracak mi?
Gülseren’e tekrar bol şans dilerken; herkese gerçek ve sağlıklı dostluklar diliyorum.
ALI DURGUT
NOT: Gülseren ve 2005 Eurovision'uyla ilgili anılarım yakın zamanda yine burada...
|