| Bülend Özveren: Yetkim olsa Kadın sanatçı yollardım |
|
|
EUROVİSİON TARİHİNE ADINI YAZAN BÜLEND ÖZVEREN:
YETKİM OLSA KESİNLİKLE “KADIN SANATÇI” YOLLARDIM!
1975 yılında ilk katıldığımız Eurovision şarkı yarışmasından bugüne Eurovision denilince ilk akla gelen kişi kuşkusuz Bülend Özveren olur.
Pazar günleri T.R.T müzik kanalında hazırlayıp sunduğu Eurovision belgeseli ile tarihe ışık tutan Özveren’le Eurovisin’a siyaset karışıyor mu?Oylamalar da oyunlar var mı?TRT’nin kadın sanatçı istemediği doğrumu?Can Bonomo Eurovisin için doğru seçim mi? Bunların hepsinin cevaplarını alabileceğiniz bir röportaj gerçekleştirdik…En yetkili değil ama en etkin ve en bilen ağızdan merak edilen soruların cevapları…
Tuğçe Sarıkaya: Bu yıl ki Eurovision hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bülend Özveren: 1980 yıllarında bu yarışmanın prodüktörü bendim ve devletin desteğiyle
yeni sesler kazandırmaktı bizim isteğimiz ama baktık ki Eurovision amatörlerin yeri değil
profesyonel bir olay 80 yılında dedik ki biz bunu çaktırmadan görevlendirme yapalım o
tarihçede görevlendirilecek tek bir insan var o da Ajda Pekkan. İstanbul’da büyük bir jüri
topladık ve Eurovision’da Türkiye’yi kim temsil edebilir dedik ve hepsinden isim istedik,
Ajda Pekkan çıkacağı besbelliydi tabi, aldım tutanağı rahmetli Egemen bostancıydı o
sırada menajeri götürdüm tutanağı fakat teşekkür etti ve biz katılamayacağız dedi fakat
sonra ikna oldular sonuç istediğimiz gibi olmadı ama olsun. 2003 yılında TRT çok doğru
bir is yaparak yine çok profesyonel bir sarkıcıyı Eurovision’a yolladı Sertap erenleri ve
sonuçta birincilik oldu.
Tuğçe Sarıkaya: Şimdiki oylama sisteminden biraz bahseder misiniz, sizce adil bir
oylama sistemi mi var?
Bülend Özveren: 2 yıldan bu yana uygulanıyor halkoyları Türkiye’den örnek
verirsek Telekom dâhil 4 kanaldan oy göndermek mümkün ve doğrudan doğruya oy
Almanya’daki Duesseldorf’taki Digame şirketinin bilgisayarına gider oylar hiç kimse
elleyemez ve oyların sıralaması yapılır hemen ayrıca her ülkede jüri var artık jürinin de
bütün oyları Digame şirketinin bilgisayarına gider ve jüriyle halk oylamasının ortalaması
çıkar sonuç. Söyle bir adaletsizlik ancak söz konusu olabilir Ermenistan jürisine denilebilir
ki Türkiye’ye oy vermeyin çünkü jüriden oy gitmedikten sonra halk oylamasından gitmesi
çok bir şey ifade etmiyor ancak bu şekilde oylarla oynanabilir diğer turlu mümkün değil.
Tugce Sarıkaya: Türkiye’den yıllardır yıldızımızın hiç barışmadığı Ermenistan’a çok oy
gidiyor bu nasıl oluyor?
Bülend Özveren: Bu Türk halkından dolayı değil Türkiye’de 40-50 bin ermeni var, iyi
organize oluyor hepsi 20 tane oy atsa Türkiye’den 10 puan gidiyor ama ben bati Trakya’da
165 bin Türk yasamasına rağmen. Örgütletilmediği için bize güzel puan gelmiyor, iyi
örgütlenseler Yunanistan’dan da bize çok yüksek puanlar gelir.
Tugce Sarıkaya: Almanya’dan bize çok güzel puan geliyor bunu neye bağlıyorsunuz ?
Bülend Özveren: Hollanda Belçika İsviçre ve Fransa’dan çok oy geliyor zaten
Almanya’dan artık bize 12 puan gelmesi bir gelenek oldu orada ki gurbetçi vatandaşlarımız
tamamen milliyetçi duygularla iyi organize olup bize her yıl bize çok yüksek puan
gelmesini sağlıyorlar. Örneğin Gülseren 2005 te yarışırken hiç güzel değildi şarkisi fakat
Almanya’daki gurbetçim yine milli duygularla 12 puan almamızı sağladı.
Tugce Sarıkaya: Peki bizim hiç başka ulkerin puanlarını politik nedenlerle kestiğimiz oldu mu?
Bulend Özveren: Biz katılmadık 76 da çünkü 75 te 3 puanla sonuncu olduğumuz için
TRT katılmama kararı aldı fakat Yunanistan’ın şarkisi çıkınca TRT kanalı kapatıp Ayten
Alpman’dan “Bir başkadır benim memleketim” şarkisi çaldı yapılmaması lazimdi,
Katılmadığımız, için oy da veremiyorduk sırf halk izlemesin diye yapıldı.
Tugce Sarıkaya: Bir kaç yıl önce buna benzer bir olayı Azerbaycan’da Ermenistan’a
yapmıştı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bülend Özveren: Çok yanlış buluyorum zaten simdi Eurovision’un belgeselini yapıyorum
TRT ye bunları çok ağır dille eleştireceğim. Mesela bizim güney Kıbrıs’la hiç bir siyasi
işbirliğimiz yok, o Avrupa birliği üyesi bense girmek istiyorum ama ne oluyor FIBA veya
UEFA’nın tarafından karsımıza Kibri Rum kesiminden çekiyor siyasi olaylar ayrı bu
olaylar ayrı ama sunu çok iyi biliyorum Azerbaycanlıların yanında Ermeni kelimesini bile
etmeyeceksin.
Tuğçe Sarıkaya: Eurovision şarkı yarışmasında sizce siyasetin etkisi nedir?
Bülend Özveren: Siyasetin doğrudan hiçbir etkisi yoktur ancak şu var, biz Eurovision
yapıldığı akşam herhangi bir ülkeye negatif bakmıyor muyuz? Örnegin; o aksam
Rusya’ya, Bulgarlara, Almanlar’a negatif bakanlar oy vermiyor. Ama bence Türk haklının
büyük çoğunluğu böyle bir bakış acısına sahip değil ama neyi biliyoruz Ermenistan’ın bize
oy vermediğini biliyoruz, onların bize bakışları da bu farklılıkta ama başka bir acıdan
bakacak olursak Yugoslavya Federal cumhuriyeti dağıldı orada 6 tane cumhuriyet
birbirlerini öldürdüler geberttiler ama bakıyorum Bosna Hersek Hırvatistan’a 10
Puan, Sırbistan’a 12puan veriyor. Bosna Hersek’i mahveden iki ülke niye peki oy
veriyorlar?
Çünkü Kültürel yakınlıklar, din farkı aslında çünkü Bosna Hersek ağırlığı
Müslüman, Hırvatlar Katolik, Sırplar Ortodoks yani her şey çok farklı ama dil
beraberliği, kültür beraberliği bu sefer olumsuz değil olumlu etkiliyor bir de neyi biliyoruz.
Yine Baltık ülkeleri Estonya, Litvanya hatta buna bir parça Belarus da dâhil bunlar böyle
birbirlerini korurlar. Anavatan Rusya’dır her zaman onlar için, böyle bir eğilim vardır ve
Kuzeyde Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka, İzlanda onlar öyle birbirlerini koruyup
tutarlar ama biz Akdeniz kuşağında ki bizim gibi ülkelerin böyle bir kavramımız yok
özellikle doğrudan doğruya siyaset yok, vatandaşın kafasındaki siyaset belki çok az
etkiliyordur.
Tuğçe Sarıkaya: Siz 30 yıl boyunca bildiğim kadarıyla Eurovision’un sunuculuğunu yaptınız TRT de, peki bizim Eurovision’a ilk katıldığımızdan itibaren yani 1975yilindan
beri bizde olan etkilerini söyleyebilir misiniz? Mesela, bizde hiç oldu mu siyasetin etkisi?
Bülend Özveren: Evet oldu, 1979 yılında yaptığımız yarışmada halk oylamasıyla 7
cografi bölgeden oylar geldi ve ilginçtir İzmir’de yaşayan bir Türk vatandaşı secildi. Turk
ama Müslüman olmayan Maria diye çok seker bir genç kızdi, hicbir sorun yok gidiliyor
İsrail’e fakat gidilemedi Maria’dan dolayı değil çünkü İsrailliler Tel Aviv yerine Kudüs’e
kaydırdılar yarışmanın yapılacağı yeri. Arap ülkeleri ağır baskı yaptı Türkiye’ye
dolayısıyla gidilemedi çünkü o zamanki dışişleri bakanlığından Türkiye’nin dış ilişkileri
menfaati gereği gidilmemesi tavsiyesinde bulunuldu TRT ye ve gidilmedi mesela öyle
zorluklar yasadık.
Tuğçe Sarıkaya: Bizim başka ülkelerin oylarını kestiğimiz zamanlar oldu mu? Bülend Özveren: Kestiğimizi zannetmiyorum fakat 90 larin basında oy alışverişi
yaptığımız zamanlar oldu, Malta’yla oy alışverişi yaptığımız zamanlarda oldu hatta bizzat
ben de yaptım bunu, biz size 5-6 puan verelim sizde bize 5-6 puan verin gibi teklifler oldu.
Bunun nedeni de Türkiye ne bekliyor biraz puanın gelmesini bekliyor o da gelmeyince hiç
olmazsa oradan 1.lik falan değil de 5.lik arada bir puanlar gelsin çünkü şarkılar uygun
değildi, zaten bu üçkâğıtsa bana göre üçkâğıt degil, ulke menfaatini göz önünde
bulundurarak yaptığımız olaylardı.
Tuğçe Sarıkaya: Bu yıl sürpriz bir isim Can Bonomo’nun seçilmesine ne diyorsunuz?
Bülend Özveren: Bence Can mı, Ayşe mi seçildiden ziyade, görevlendirilen kişinin öncelikle sanatçı olup olmadığı, şarkı söylemeyi bilip, bilmediği önemli. Konuya bu çerçeveden baktığımızda “doğru” bir seçim gibi gözüküyor. Can Bonomo 10 parmağında değil ama 5 parmağında 5 marifet bir genç adam. Beste yapıyor, şarkı sözü yazıyor, enstrüman çalıyor, filmlerde oynuyor, radyo ve televizyonlarda program yapıyor, ilaveten “illüstrasyon” çalışmaları da var. Bundan iyisi Şam’da kayısı…
Tuğçe Sarıkaya: Ana dilde söylenen şarki veya İngilizce olarak söylenen şarki nasıl
etkiliyor sizce oyları?
Bülend Özveren: Eğer dilini anlamazsan o şarki sana hoş gelmez ben Türkçemi çok
severim şarkılarda çok uygun bir dildir. Fakat Türkçe olimpiyatlarında da yarışmıyoruz,
kimse kızmasın ama dünyada tek evrensel dil İngilizce. Giden sanatçı hangi dille
yarışmak istiyorsa o dille yarışsın. TRT de artık dile karışmıyor nitekim 1. Olduğumuzda da
2. Olduğumuzda da İngilizce şarkıyla birinci olduk
demek ki daha etkili bir dil.
Tuğçe Sarıkaya: Sizce, tekrar birinci olabilir miyiz?
Bülend Özveren: Ben Galatasaraylıyım nasip oldu okulunda okudum ve kongre üyesi
oldum 2000 yılında Galatasaraylı olarak UEFA şampiyonluğunu gördük ben bir daha
görmem benim torunum görebilir Eurovision da ayni şekilde yakın zamanda tekrar
olabileceğimizi sanmıyorum ama tabi ki olabilir de, neden olmasın ama un, yag, seker hepsi
çok kaliteliyse yani düzenlemeci alıp şarkiyi güzel bir hale getirip Sertab gibi iyi bir sarkıcı
söylerse ve bunun yanına da güzel bir koreografi eklenirse neden olmasın. Tabi
profesyonellikte çok önemli, çünkü profesyonelsen eğer arkanda büyük bir destek olabilir.
Hem reklam tanıtımı, hem halkla ilişkiler hemde plak ve cd acısından da çok önemli.
Sertab Erener birinci olduğu zaman arkasında Sony vardı. Yarışmadan 2 ay önce senin
CD’nin ve sarkın Avrupa’da çalmaya başlıyor. Hangisi daha önemli orada 2 dakika,
insanların, seni dinlemesi mi yoksa aylar öncesinden radyolarda ve kanallarda şarkinin
çalmaya başlaması mı?
Tuğçe Sarıkaya: TRT’ nin özellikle kadın sanatçı seçmediği söyleniyor, bu doğru mu?
Bülend Özveren: Yetkili ben olsam hiç tereddüt etmeden “kadın” sanatçı seçerdim.Nitekim geçen yıl Ağustos ayında TRT Müzik Dairesine “brifing” verdiğimde bu konu üzerinde hassasiyetle durmuştum.
Ama son karar mercii Genel Müdürlük, onların da tercihi “erkek” oldu.
Tuğçe Sarıkaya: Can Bonomo’nun seçiminde Musevi olmasının ülkenin siyasi koşullarıyla bir ilgisi olabilir mi?
Bülend Özveren:
Günümüz siyasi koşullarıyla bir ilgisi var mı? Bu sorunun cevabını sanırım ancak Sayın Genel Müdür verebilir.
Ama ben objektif penceremden baktığımda “akıllı” bir seçim olarak değerlendiriyorum.
Türkiye ile İsrail hiç bu kadar gergin ilişkiler yaşamamıştı.
Hepimiz, çok iyi biliyoruz ki; Türkiye’nin dış siyasetinde İsrail çok önemli bir yer tutmaktadır ve ilişkilerimizin düzgün bir seviyede olması,iki ülke içinde hayati önem taşımaktadır. Sanırım bugünlerde İsrail medyasında bu konu ön plana çıkmaktadır.
Hatta,dünya medyasında da haber olacak kadar önemlidir.
Türkiye’yi Eurovision’da “Seferad Yahudi” kökenli bir genç adam temsil ediyor.
“Ne haber ama!”…..
Röportaj: KADINCA/Tuğçe SARIKAYA
Haber: Cem Deniz Şahin
|



Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
Digg
del.icio.us
Windows Live
Blogger
Rain Concert
Yorumlar