Kullanıcı Adı   Şifre          Şifremi unuttum!     Kullanıcı adımı unuttum!     Kayıt ol
Çarşamba, 08 Şubat 2012
Home Eurovision Haberler Melis Sökmen: Eurovision tarihine geçtik
Melis Sökmen: Eurovision tarihine geçtik Yazdır e-Posta
" Biz en ilginç grup olarak Eurovision tarihine geçtik.O zaman şimdiki gibi değildi. 1987'de sanki savaşa gidiyoruz gibiydi. Her gün gazetedeydik, adım adım izleniyorduk."


Yeni Asır Gazetesinden Özkan Binol; Danscı ve Yorumcu kimliği ile tanınan Sanatçı Melis Sökmen ile röportaj yaptı...

Yıllardır Melis Sökmen'i biliriz. Hem dansçı hem iyi bir yorumcudur. En zor projelerden hep başarıyla çıkmış, yurt dışında pek çok ödül kazanmıştır. Yıl içinde ara ara "Nardis"e gider onun o şahane sesini dinlerim. (Herkese tavsiye ederim) TV'deki reklam kuşaklarındaki jingle'lardan sesi hiç eksik olmaz. Bütün başarılarına rağmen hep geriden ve sakin gitmeyi sever. Onu en son 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin açılış konserinde dinledim. Olağanüstüydü. Ben de bu eşsiz kadını hem daha yakından tanımak hem de sizlere tanıtmaktan dolayı bahtiyarım. (Tatile gidiyorum, röportajlara kısa bir ara )
Melis, ilk hayalini hatırlıyor musun?
Tabii ki Benim ilk hayalim baleydi ve amcam Sait Sökmen de benim idolümdü. Nedense evdekiler baleye karşı çıktılar. Davul istedim, "Hadi yahu davul kıza yakışır mı" dediler ve verdiler elime bir gitar. O zamanlar Carol King ve Joan Bayez hayranıydım.
Ankara'da doğdun, Almanya'da büyüdün.
Belli zorluklar çekiyorsunuz tabii ki. 6 yaşımda tek başıma uçağa bindim, ailem önceden gitmişti. Hostes elimden tutmuştu. Tek başıma uçtum, uslu bir çocukmuşum. Babam melez, annem sapsarıydı. Görüntü böyle olunca Almanlar sadece annemle konuşuyorlardı, o da bu tutum karşısında direkt reddetti Almancayı öğrenmeyi. Orada çok fazla Türk arkadaşımız olmadı. Türk yerine daha çok İspanyol, İtalyan arkadaş çevrem vardı.
Baleye ilgin malum, sesini ne zaman keşfettiler?
Almanya'da ortaokulda sınav yapılıyor ve bayağı ciddi bir sınav. Müzik sınavına da aynı ciddiyet hakim. Bach'tan 4 parça çaldım ve Jon Baez'den Dona Donna' yı söyledim. Sınavı yapanlar müzik kulağıma ve sesime inanamadılar. O zaman mutlaka müzikle ilgili bir şey yapmamı tavsiye ettiler. Eğitim sistemi çok iyiydi. Artık Almanca rüya görüp almanca düşünmeye başlasam bile "Türkiyem de Türkiyem" diye tuttturmuştum.
Birden bire Türkiye aşkınız depreşti
Türkiye aşkımı hiç sönmedi ki depreşsin. 1980'lerin başında amcam Ankara'da "Kuğu Bale"yi açmıştı. Sonra da Bale Sanat Merkezi'ni kurdular İstanbul' da. O dönemin tek okuluydu. Ben de tam o dönemde Almanya'da çok önemli bir okulu kazandım. Buna rağmen Türkiye'ye gelmek istedim. Evdekiler de itiraz etmeyince soluğu İstanbul'da amcamın okulunda aldım. O dönem bütün ünlüleri bu okuldaydı öğrenci olarak. Ajda Pekkan dahil. "Dance Companies" kurdu Sait Amcam. Çalışma sistemimiz önce baleydi ama sonra modern dansa geçtik. 1982 yılında bir gazetenin güzellik yarışmasında sahne aldık. Gece Büyük Maksim'de yapılıyordu ve assolist Gönül Yazar'dı. İnanılmaz bir şeydi ve hepimiz heyecandan titriyorduk. Dans grubunda Çiğdem Tunç bile vardı.
O yıllarda müzikal modası vardı.
Hiç unutmam Şan Tiyatrosu'nda "Saz mı Caz mı?" adında bir müzikal vardı. Kadroda kimler yoktu ki rahmetli Altan Erbulak, Nükhet Duru, Sezen Aksu, Coşkun Sabah ve birçok ünlü isim. Sunucu da Halit Kıvanç. Muhteşem bir prodüksiyon. Sait Amcam'ın kareografisi tabii ki. Müthişti o zamanlar. Tabii ki bu prodüksiyonlarda dansçı olarak bende bulundum. Ben o yıllarda Hem İstanbul Üniversitesi'ne gidiyordum hem de amcamın okulunda ders verip akşam da grupla dans ediyordum.
Şarkıcı Melis nerelerde? Ne zaman şarkı söylemeye başladın?
Mehmet Kadir amcamın oğlu ve Kavi Bahçevan onlarla çalışıyor. Birgün bana "Bizim solistimiz olur musun? " dedi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Ben bir plak manyağıydım. İlk aldığım albümde Carol King'in bir albümüydü. Biliyor musunuz İngilizce'yi de ben öyle çözdüm. İlkokulda İngilizce hocam sınıfta örnek öğrenci gösterip, telaffuzlarının benimki gibi olmalarını söylerdi. Zavallı Alman çocukları da rengime bakıp "Ama o Amerikalı" derlerdi. Aslında hepsi kulak alışkanlığıydı ve dile karşı yeteneğim vardı. Neyse o grupla konserlere çıkmaya başladık. Sonra Grup Lokomotif'ten gelen teklifi değerlendirip onlarla çalışmaya başladım.
Bir de festivaller var
Tabi tabii, Kuşadası'nda Altın Güvercin Şarkı Yarışması yapılıyor. Zerrin, Kayahan, Ayşegül Aldinç ve birçok ünlü isim yarışmada. Bizde iki parça ile finalde yarışıyoruz. Sahnede şarkı söylemenin yanı sıra zımba gibi bir de şov yaptık. Bayıldılar. Fatih Erkoç Norveç'ten yeni gelmişti o yıl. O birinci bizde ikinci olduk. Gerçi halk oylamasının birincisiydi Fatih'ten özür dileyerek bunu hatırlatıyorum Ayrıca "17 Dergisi"nin ödülünü de aldık. Yani Kuşadası'nın hayatımda farklı bir yeri var. Polonya'daki Sopot Festivali'nde ikinci, İsveç' teki bir yarışmada gene ikincilik ödülü kazandım. Ama Eurovision'da sıfır çektik.
Doğru bir de Eurovision maceranız var
İşte bu talihsiz Şan Tiyatrosu vakasından sonra bize moral olsun diye Eurovision'a gitmemiz söz konusu oldu. Seyyal Taner ve ekibiyle gitmiştik. Belçika'dan kocaman bir sıfırla döndük. Şimdi böyle konuşabiliyoruz ama sahnede büyük bir talihsizlik yaşadık. O zaman canlı orkestra eşliğinde şarkılar icra ediliyordu. Her ülkenin şefi de orkestrayı yönetiyordu. Şefimiz Garo Mafyan heyecandan hızlı çaldırınca, parçanın tüm dinamiği başka oldu, koreografi bambaşka oldu ve biz en ilginç grup olarak Eurovision tarihine geçtik.(Gülüyor) O zaman şimdiki gibi değildi. 1987'de sanki savaşa gidiyoruz gibiydi. Her gün gazetedeydik, adım adım izleniyorduk.

Neden Türkçe pop yapmayı seçmediniz?
Çünkü Türkçe pop çok fazla popüler değildi. 1970'ler bitmişti, Türkçe pop bocalama devrindeydi. Biz de Randy Crawford, Whitney Huston'ın şarkılarını söylüyorduk. Bu tarz müziğe kapılarını açan bir iki mekan vardı ve biz orada sahneye çıkardık. Mazharlar rahmetli Orhan Atasoy Ercümen Vural, Sertab o dönemde birlikte şarkı söylediğim isimlerdi.
İlk Türkçe pop cazı da siz yaptınız yanılmıyorsam.
Evet, Ercüment Vural'la tanışınca hayatım değişti. Önce kendisinden nefret ettim. Bu nefret zamanla aşka dönüştü ve kendisiyle sekiz yıl birlikte oldum. O bana cazz mazz pop cazz ne güzel derken ne yapıp edip ilk Türkçe sözlü pop cazı yapmamı sağladı. Hiç unutmam, ilk Türkçe Pop Caz albümü için gittiğimizde bize uzaylı gibi bakıyorlardı. O dönem şantörler dönemi. Demo kaseti verdik, plakçı dinlerken bana "Sizin sesiniz nerede" dedi. Sesi çıplak duyacak algılamıyor.
Her şeye rağmen bu plağı çıkaracak bir firma buldunuz
Evet 1990 yılında "O Zaman" adlı plağım ilk çıktığı zaman Türkiye'nin ilk özel TV'si "Star" yayına başlamıştı. Star'ın tanıtım müziğini söylemiştim. Bestecisi Selçuk Başar'dı. Ben beş dakikada bir TV'de bu şarkıyla boy gösteriyordum ve artık insanlar fenalık geçiriyordu. Yinemi sen diyorlardı ve sokakta yürüyemiyordum o dönemde. Bu plağın ardından "Halis Melis" adında bir albüm daha yaptım. Şimdi elektronik müziği biz yarattık diyorlar ya bir zahmet bu albümümü bulup dinlesinler. Elektronik müziği ilk kim yapmış anlasınlar. Bir gazeteci bana "Siz on sene ilerisin müziğini yapıyorsunuz" demişti. Haklıymış. Umursadığımdan değil ama şimdi bile mis gibi dinleniyor "Burçlar" şarkısı, aradan geçen onca zamana karşın.
Nasıl bir albüm gelecek?
Sürpriz olsun. Elektronik değil ama underground bir çalışma. Anlatsam inanamazsınız neler başıma geldiğimde benim demo kayıtlarımı görseniz. Bu arada yabancı bir adamla da çalışmaya başladım caz basçısı, bir türlü o demolardan çıkamıyoruz. Binlerce parça var. Belki doğru zamanı bekliyorum. Ama inanın anlatamam. Kaç insanla çalıştım durmadım sürekli çalışıyorum stüdyolarda. Kısmet. Tabii bu arada da boş durmuyorum. Hüseyin Karadayı'nın albümünde şarkı söyledim, hatta bir tanesini live remix yapıldı. İki sene evvel de meşhur " Buddha Bar" albümüne girdim.
Bu aralar sahne çalışması yapıyor musun?
MS : Tabi tabii, Ankara'dayım mesela 2 haftada bir "Cer Modern"de. Eski vagonların onarıldığı bir yer orası. Kültür Bakanlığı bir sergi salonu açtı orada ve konserler düzenleniyor. Bende orada Ankaralılarla buluşuyorum.
17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin açılışında seni sahnede gördüğümde "İşte Türk Cazının Kraliçesi" diye düşündüm.
Çok teşekkürler ama böyle bir şey haddime değil, gerçekten değil. Öncelikle şunu söylemek isterim: Benim hedefim sadece caz değildi. Caz başka bir yoğunlaşma gerektiriyor. Ailedekiler genellikle konservatuar mezunu olunca müzikte klasikten caza latine geniş bir ilgi alanım oluştu. Hayata bakış açım da hep geniş açı olmuştur. Bu nedenle Sibel Köse gibi, rahmetli Nükhet Ruacan gibi sadece kendisini caz yorumlamaya adamış arkadaşlarım varken benim böyle kraliçelik gibi bir şeyi üstlenmem haddimi aşmak olur.
En çok kime hayransınız?
Atatürkçü' yüm ve Atatürk hayranıyım. Çünkü Atatürk öyle bir sistem getirmişki Türkiye'ye; muhteşem. İstese Amerika'daki gibi başkanlık sistemini getirebilirdi. Ya da Rusya'yı örnek alırdı. Hayır o öyle bir araştırma yapıp okumuş ki bu ülkeye demokrasiyi getirmiş. İşte Atatürk böyle bir deha.

Prenses torunu
Büyükbabam Mehmet Cemil 1899 tarihinde Antakya'da doğmuş. 18 yaşında Çanakkale harbinde Ata'nın komutanlığında savaşmış. Harpten sonra Antakya'da hoca nikahı ile evlendirilen Mehmet Cemil, bu evlilikten mutluluğu bulamayınca boşanır ve tasını tarağını toplayarak Avrupa'ya gider. İlk durağı olan Marsilya olur sonra da Amerika yolunu tutar. Macera düşkünü dedem Afrika'ya gider ve Fransız sömürgesi olan Gine'ye yerleşir. "Kasambeya" adlı şirin bir köyde birkaç dönümlük arazi satın alarak kakao ve kahve yetiştirmeye başlar. Bir gün büyükannemiz olan Fatumata ile karşılaşır ve ona aşık olur. Fakat, Fatumata bir prensestir. Yani kabile reisinin kızıdır ve ailesi bu evlenme fikrini pek de hoş karşılamaz. Bunun üzerine dedem Fatumata'yı kaçırır ve başka bir şehre yerleşir. Bu arada çocukları olur ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra İskenderun'a yeniden geri gelirler.

Kaynak ve Yazının devamı için tıklayınız!

 

Yorumlar 

 
#1 irem 2010-08-16 08:44 Çok cici bir insan ve kesinlikle Türkiye de müzikalite olaak hakettiği yerde değil…
 

SAYIN ZiYARETCiMiZ,
HABERLERiMiZE YORUM YAZABiLMEK iCiN SiTEMiZE ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDiR.
iLK SAYFADAKi "KAYIT OL" BÖLÜMÜNE TIKLAYARAK ÜYE OLABiLIR SiTEMiZIN HER TÜRLÜ iCERiGiNE YORUM YAPABiLIRSiNiZ.
SAYGILARIMIZLA

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.