| RAE - 1999 Kudüs ANILARIM |
|
|
Değerli Eurovision Severler İşte 1999 senesinden birkaç FOTOĞRAF.
1999 Senesi benim Eurovision'a dördüncü katılışımdır. Eurovision'a katıldığım ilk yıllarda genelde TRT ekibiyle beraber kalırdım. Bu benim için faydalı olmuştur. Çünkü tüm ekibi ve sanatçıları daha kolay tanıyordum. Onlara da kendimi daha kolay tanıtabiliyordum. Öncelikle bu sene Tuba Önal’ın kazanması benim için büyük sürprizdi. O şarkıdan çok daha iyi şarkılar vardı. Ama uzman jüri bu şarkıyı beğenmişti. İsrail’e giderken bu duruma çok üzülmüştüm ama başka bir şansımız ne yazık ki yoktu. ![]() 1999 Senesi Kudüs’te Tuba Önal ve TRT ekibiyle ayni oteli paylaştım. İsrail olması sebebiyle güvenlik önlemleri çok sıkıydı. Ogae Türkiye Eurovision klübünü temsilen yarişmaya benden başka gelebilen tek arkadaş, ALP Tuncacı olmuştu. O tarihlerde yurt dışına çıkabilmek bu günlerde olduğu kadar kolay değildi. (uçaklar daha pahalı, vize işlemleri daha zor, oteller daha az ve pahalıydı. Bugünkü Ogae üyesi arkadaşlarımın Eurovision seyahatleri 2005'ten itibaren başlamıştır. ) 1999 senesi Eurovision klubu olarak TRT ile ilişkilerimizde de temellerin atıldığı yıllardır. Kendimizi TRT 'ye tanıttığımız, onların güvenini kazandığımız yıllardır. TRT 'nin ve sanatçıların ( ve hatta fanların) Eurovision fanı olarak ilk tanıdığı insan ben oldum. Klüp islerini hep ben organize ettim, diyaloglar ve bağlantıları ben yapmaya çalıştım. İlk olmanın avantajını ve gururunu da hayatım boyunca yaşadım. 1999'da yarışma için Kudüs’te bulunan ekipte kimse İngilizce bilmediği için ekibin tercümanlığını klübümüzden Alp Tuncacı yaptı. Hatta Alp, basın toplantılarında bile bu işi üstlenmek zorunda kalmıştı. Bu nedenle TRT ve sanatçı üzerinde ALP, o sene çok daha değer kazanmış, kıymete binmişti. O sıralar Alp Tuncacı Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiydi. Çok zekiydı ve ağzı çok iyi laf yapıyordu. Onunla iyi anlaşmıştık. Alp ile ayni otel odasını paylaşıyorduk. Bu nedenle İsrail bize daha ekonomik geldi. O sene TRT ekibiyle sanatçı ekibide iyi anlaşmıştı. Her yere beraber gidiliyordu. Belki de bunda lisan bilen kişi sayısının az olması etkiliydi.- Kim bilir? :-)) Yarışma haftasınca Kudüs caddelerinde sıkı bir güvenlik duvarı örülmüştü. Neredeyse her ekibin arkasında askeri bir tim dolaşıyordu. Su an haberlere konu olan birçok BÖLGEYİ ZİYARET ETMİŞTİK. Kutsal topraklar vs her yeri gezerek resimler çekildik. Tek gidemediğim yer ağlama duvarı olmuştu. Oraya da yarışmadan sonra gideriz demiştik. Ama kotu sonuç alınca o gezi plandan kalkıverdi. Kudüs’te o günlerin en iyi oteli olan Sheraton'da kaldık. TRT ilk gece tüm ekibe akşam yemeği vermişti. Ama Alp ile beni bu yemeğe almak istememişlerdi. Erdinç Tunç, O akşam bizi telefonla aradı. " Çocuklar niye gelmiyorsunuz? " dedi. Bizde yemek programına TRT delegasyon başkanı Nazif Arda tarafından çağrılmadık dedik. Erdinç Bey ısrar eti. Ama gitmedik. Sonra Tuba ÖNAL aradı. Biz yine gitmeyince! Tuba Önal durumu TRT'ye aktarmış. Yemek ortasında Nazif Arda’nın özel telefonuyla aşağıya indik. :-)) Yarışma salonu çok küçük bir salondu ve sahne ile adeta izleyici iç içeydi. Türkiye sahneye çıktığında salondaki İsrailliler çok alkışlamıştı. Türkiye çok seviliyordu. Ama iş oylamaya gelince bir puan bile alamayışımıza çok üzülmüştük. ![]() Yarışmadan sonra İsrail televizyonu çok güzel bir veda partisi vermişti. İkramlar süperdi. En azından verilen yemekler bizim ağız tadımıza uygundu. Partide Tuba Önal ile çok güzel resimler çekildik. Tuba ÖNAL, ben ve Alp'i çok kafa dengi bulmuştu! ayrıca İspanya ekibiyle de çok iyi anlaşmıştı. TUBA, yarışmada aldığı kotu dereceye üzülmemiş gibi yapmıştı. Ama çok üzülmüştü. Alınan sonuç TRT ekibinde espri konusu olmuştu. Tüm ekip derecemizi söyleyip, "haydi hep beraber ağlama duvarına gidelim" diyordu. Bu espriyi başlatan da gezinin en sempatik ve anlayışlı insani sayın Ümran Sönmezer'di O gece veda partisinde; hiç insan görmemişim gibi tüm sanatçılarla resimler çekilmiştim.( Ne de olsa Eurovision'da daha ilk yıllarımdı :-)).. ) Şimdilerde Eurovision sanatçılarınla fazla resimler çektirmiyorum.. Ama Eurovision’a yeni gelen fanları sempatiyle izliyorum. Sanatçılara sarılmak- iki poz fotoğraf çektirmek.. Aynı resim karesinde olmanın heyecanını anlıyorum. İnanın herkes birbirini eziyor. :-)) İçten içe onlara gülüyorum. Sempatiyle ne güzelsiniz hepiniz! heyecanınızı doya doya yaşayın diyorum. Not1: 1999 Eurovision'unda Almanya adına yarışan Sürpriz grubuyla Türkiye ekibi hiç anlaşamamış ve birbirlerine ters düşmüşlerdir. Sebebi de Sürpriz grubunun basın toplantılarına fes takarak çıkmalarıydı. Bu yüzden ekibe Türk ekibi büyük tepki göstermiştir. Hatta TRT delegasyon başkanı Nazif ARDA; ikinci toplantıya da bu şekilde gelirseniz Türkiye tarafından tek bir puan bile almayacağınız şimdiden söyleyebilirim denmiştir. Bu duruma Almanya delegasyon başkanı tepki vermişti. ( İkinci basın toplantısına Sürpriz grubu modern giysilerle gelmiş ve. Türkiye’den de 12 puan almıştır :-)) NOT2: Tuba Önal in arkasında kanun çalan genç arkadaş aslında bu enstrümanı çalmıyordu. Ama çalarmış gibi yapıyordu. TRT finalinde bu isi benim yapmam Erdinç TUNC tarafından bana teklif edilmişti. Görüntü olarak orada daha iyi olacağım söylenmişti. Ama ben, TRT tarafından sanatçıya yakin olmam yanlış anlaşılır diye bunu kabul etmedim. O zamanlar Eurovision klübü olarak tüm sanatçılara eşit mesafede durmamızın daha doğru olacağını düşünmüştük. Eğer kabul etseydim! o enstrümanı çalar gibi ben yapacak ve Eurovision sahnesine çıkan ilk Eurovision fani olacaktım. Halen buna üzülürüm. NOT3: O sene, Yarışmada canlı orkestra kaldırılmış yerine playback başlamıştı. O seneki şarkımızı açın bir daha dinleyin. Göreceksiniz ki müziğin en az duyulduğu ülke Türkiye’dir.. Çünkü şarkının orijinal bantları Ankara'da unutulmuştu. NOT4: TRT tarafından Alp ile ikimiz çok seviliyorduk. Artik onların gözünde çok değerliydik. NOT5: O sene Eurovision'da İsrail adına yarışmış tüm sanatçılarla TANIŞMA VE FOTOĞRAF çektirme şansım oldu. En çok ta 1978 birincisi İzhar Cohen ve 1979 birincisi Gali ATARI 'yi tanıdığıma sevinmiştim. NOT6: Ben İsveç 'in kazanmasına çok üzülmüştüm şarkıyı ve sarkıcıyı (Charlotte Perelli) hiç sevmemiştim. Benim favorim ALMANYA ve Hırvatistan’dı NOT7: Yarışmada en çok üzüldüğüm an ise DANA'nin düşmesiydi. Hala bu olayın kurgu mu? Yoksa gerçek mi olduğunu düşünürüm. NOT8: 1999 senesi ile ilgili diğer resimleri Eurovisiondream’in galeri kısmında görebilirsiniz. Ali DURGUT
|






Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
Digg
del.icio.us
Windows Live
Blogger
Rain Concert
Yorumlar