| 1997 - Eurovision ANILARIM- Dublin |
|
|
1997 Eurovision şarkı yarışmasında Şebnem Paker in final gecesi kullanacağı zillerin Istanbul da kalması ve Dublin e getirilmesi olay olmuştu. - Avrupa 3. lüğünü hiç kimse beklemiyordu. Zafer sarhoşluğuna kapılan ekip başarıyı bir ekip çalışması olarak göremedi. Besteci ve söz yazarı arasında anlaşmazlık çıktı ve söz yazarı şarkının sözlerini şarkıda kullanılmasına yasak koydu. ...ve sözler yarışmadan sonra yeniden yazıldı. 1997 IRLANDA-DUBLIN
HANS H. "DINLE " adli sarkinin sozlerinin yazilmasinda Ekibe cok yardim etti. Onlari adeta nakış işler gibi işledi. Hans, o zamanın yönetimiyle iyi sohbetler kurdu. Biz türkler yabancılarla sohbet etmeyi çok severiz. Hele yabancı türkcede biliyorsa oooh! superdir bizim icin. O yabancıya türk konukseverligini tattırmaya bayılır onu pohpohlariz. Hansa'da onu yaptik. Hans ı bir yıl istanbul'da krallar gibi yaşattik.. Bu sürecte Levent Coker ve Sebnem Paker'le iyice kanka olmuslardı. "Dinle" tamamen Hans ile birlikte yaratılmışti diyebilirim. Öyle bir strateji izlendi ki taslar tek tek yerine oturdu. TRT ilk defa ön elemelere ve finale bir yabancıyı jüri olarak aldı. Eurovision uluslararasi bir yarışmaydı ve puanları sadece yabancılar veriyordu. TRT bir yabancının gözüyle ve kulağıyla yarışma şarkımızın seçilmesine olumlu baktı ve Hans'lı juri oylamayi yaptı.
Eurovision Turkiye klubu olarak ilk Eurovision standini 1997 de ankara'da kurarken,yanımdaki tek Eurovision fani Hans'tı. O sene standı ziyaret eden çok kişiye dilim yettiğince Eurovision fanı ne demek ve neler yaparlar onu anlatmıştım
ANKARA günleri ve elemeleri bana cok heyecan vermisti. Tum Turkiye veya o salonda bulunan tum davetliler şarkı secimine çok sevinmişlerdi. Sarkimiz "DINLE " ' beğenilmişti. Yarışmadan sonra TRT ufak bir parti verdi. Yarışmaya katılan tum sanatcilar oradaydı Benim icin rüya gibiydi bunlar. 1996 'da Norvec'te tanıştığım SEBNEM PAKER 'in yine Eurovision'a gidecek olmasi beni sevindirmişti. Ne de olsa bir sene önce yine onlarla beraberdim. Onları tanıyordum. Onlarda beni tanımaktaydı. Irlanda'da yabancılık çekmeyecektim. O gece sabaha kadar eğlendik..Şu an ünlü olan birçok sanatçıyla el ele kolkolaydik.. Dans ettik şarkılar söyledik..
Istanbul'a dönerken içim kıpır kıpırdı. Ikinci defa Eurovision'a gideceğim için sevincten havalara uçuyordum. Irlanda' için vize işlemlerimi Hans takip etti. Irlanda'da bir aile yaninda kaldık.. Iki yaşlı karı koca, bize iki odasını kiralamıştı.. ucuz olsun diye boyle bir yöntem seçtik.. Cünkü Irlanda cok pahalıydı.. Dublin ufak bir başkentti.. Fazla hotel de bulunmuyordu.. Olanlarda bizim icin pahaliydi.. O günün şartlarında ekonomik sartlarımızda kısıtlıydı.. Irlanda-ya uçus rotam şöyle oldu. ISTANBUL FRANKFURT Türk Hava Yolları.. sonrasında ise Alman hava yolları LUFTHANSA yı kullandık. Dublin'e indigimizde Eurovision için gelen misafirleri özel bir cafe-bar'a aldılar. Diğer ülkelerden gelenler vs.. çoğalınca bir otobüsle şehir merkezindeki hotele servis şeklinde götürüldük.. TRT ekibinden ve sanatcı ekibimizden ayrıldık. Onlar hotele gectiler. ( icimden keşke param olsa da bende onlarla gidebilseydim dedim... ama o günün şartlarında o da hayaldi.. )
DUBLIN...
Dublin, Istanbul'dan sonra bana kasaba gibi gelmişti. Evler ufacık.. apartmanlar ise yok denecek kadar azdı.. Yada vardı da bizimkiler gibi yüksek değildi. en fazla 3 veya 4 katlıydılar. Yollar o kadar tenha gelmişti ki şaşırmıstım. Eurovision için ilk gittiğim başkent Norveç* -Oslo dan sonra burası ikinci başkentti.
Ilk prova Kıbrıs rum kesimiydi.. şarkıyı çok sevmiştim.. benim gibi bir cok kisi bu ülke şarkısını favori göstermeye başlamıştı. Ikinci provada biz sahnedeydik.. Şebnem ve ekip super sempatik ve dogal geldi insanlara. Ilk prova sonrası insanlar şarkımızı mırıldanmaya baslamıştılar. Ozellilkle Ispanyollar şarkımızı çok sevmişti.. ( zaten oylamada da Ispanya Türkiye'ye 12 puan vermişti.) Provaların başladığı daha ilk günden favoriler arasına girdik. Ama biz buna inanamiyorduk. Esas favoriler İngiltere, İrlanda, Kıbrıs Rum kesimi ve İtalya' ydi. Türkiye için favori diyenlere şaşkınca bakıyorduk. Öyle ya biz bu tur laflara alışık değildik .
Provolar surup GIDERKEN Turkiye ekibi yarisma gecesi icin Sebnem'in bir aksesuarını Istanbul'da unuttugunu farketmisş. Irlanda' ya ulaştırma sorunu yaşıyorduk. Zaman cok kısıtlıydı. Ertesi gunu Irlanda caddelerinde SEBNEM PAKER 'e herkes zil ariyordu.. Ne yazikki bulamamıştık.. Bizim bu durumumuzu öğrenen Yunan delegasyonu ellerinde fazladan zil oldugunu ve bize verebileceklerini soylemişti.. Ancak biz bu durumu kabul etmedik.. Daha doğrusu onur meselesi yaptık.
Daha sonra benim aklıma ALP TUNCACI isimli arkadaşım geldi. ALP TUNCACI sonradan klubumuze katılan bir Eurovision fanıydı.. Cok zeki bir arkadaştı..Ve Istanbul'da yasayan zengin bir ailenin cocuguydu. Yarismanin son uc gunu Dublin'e gelecekti.. Hemen onu aradim ve Sebnem'in zillerini soyledim. Sebnem' in annesiyle irtibata gecen Alp zilleri getirecekti. Türk ekibi çok sevinçliydi.. Zillerimize sonunda kavuşuyorduk.. Eeeee dile kolay kaç gündür eteklerimiz zil çalıyordu..
Irlanda'da hemen her akşam bir ülkenin tanıtım kokteylı vardı. Benim için en önemlisi YUNANISTAN ve Kıbrıs Rumlarının yaptığı ortak parti oldu. O zamanlar iki ülke ilişkileri bugünden farklı ve gergindi Turkiye'den bu partiye tek katılan ben ve ALP arkadaşım oldu. O kadar bir ilgi gördük ki.. Bize adeta başbakan muamelesi yapıldı. Tüm delegasyon üzerimize titredi.. Her danslarında bizi aralarına aldılar. Yunan televizyonu bizi cekiyor röportaj yapiyordu.. Ne ilginc degil mi?
Irlanda günleri bizim için heyecan dolu geçiyordu. Insanlarin pozitif yorumlari bizi oldukca keyiflendirmekteydi. Basın toplantısında cd"miz dağatılmıştı.. Bağlama ve Ney'le gösteri yapılmış. AHMET KOC ve ERCAN IRMAK büyük alkış almıştı. Bu gerçekten görülmeye değerdi. Etnik grubu Sebnem'e çok şey katmıştı. Provolar dışında ekibimiz nedense bir araya gelmiyorlardı. Ekipte ayrılmalar vardı.. Sebnem Paker ve Levent Coker ayrı gezerken.. Grup Etnik elemanlari beraber dolaşıyorlardı. Sebebini sonradan anlamıştık.. Sebnem birilerinden kıskanılıyordu :-))
Sebnem PAKER; o sene gerçekten kıskanılacak kadar güzelleşmişti.. yarısmaya özenle hazırlanmış; ufak bir estetik operasyon bile geçirmiş; burnunu yaptırmıştı. Yeni imajıyla sanki Miss Turkey gibiydi. İncecik zarif vücudundaki o siyah elbisesiyle final gecesi gerçekten çok etkileyici görünüyordu.
Oylamaya geçildiğinde yarışmayı izleyen Türkler kendi aralarında ne oluyor demeye başladı. Türkiye’deki özel kanallar yayını keserek Türkiye’nin yarışmada on sıralarda gittiğini duyurmaya başladı. Yarışma bittiğinde ise İrlanda’da bulunan Türk delegasyonu sevinçten ağlıyordu. Çekişmeli bir puanlamadan sonra 3. olmuştuk!
Şebnem Paker bu başariyi ne yazik ki iyi degerlendiremedi.. Sesi ve fiziği gibi, şarkıda anılarda kaldı. Yine o zamanlar yarışma şimdiki gibi büyük salonlarda yapılmıyordu. Yarışma için salona gelenler sadece özel davetlilerdi. Biletler EBU tarafından bugünkü gibi satılmıyordu. Insanlar salona takım elbiseler ve özel gece kostümleriyle geliyordu. Oysa şimdi salona don gömlekle girseniz kimse dönüp bakmıyor. Cünkü neredeyse herkes öyle! O yıllarda kim! yada hangi ülke delegasyonu en şık ve güzel? rekabeti vardi. 1997'den aklımda kalan bir diğer detayda Alman şarkıcının ağlaması oldu. Sonuca çok üzülmüştü. Yarışmadan sonra ufak bir salonda ( ki Irlanda'ya göre büyükmüş ) parti verildi. Burada en çok resim çektirilen sanatçı Sebnem oldu. O aksam tüm ekip Turkiye birinci olmuscasına eğlenmistik. Boylece ikinci Eurovision maceramda üçüncülüğü yaşamış oldum.
|




Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
Digg
del.icio.us
Windows Live
Blogger
Rain Concert
Yorumlar
Ayrıntıları bizlerle paylaştığınız teşekkürler..
Bu arada birşey eklemek isterim. Grup içinde anlaşmazlıklar olduğunu söylemişsiniz. Şebnem Paker şarkıyı söylerken arkadan bir ses geliyor, eminim ne olduğunu herkes biliyordur. Bu sesin şimdi niye geldiği de daha net oturdu kafamda.